Gecikme Cezası

Gecikme Cezası

yüklenici iki şekilde gecikme cezasına muhatap olmaktadır. Bunlardan ilki işin süresi içerisinde bitirilememesi durumunda ilk sözleşme bedeli üzerinden kesilmesi gereken ceza diğeri ise geçici kabul komisyonunun kusur ve eksikler tespit etmesi ile birlikte işleri geçici kabule hazır bulması ve bu kusur ve eksiklerin tamamlanması için tanıdığı sürenin sonunda gündeme gelen cezadır.

İşin sözleşmesinde öngörülen gecikme cezası, işin tümünün süresinde tamamlanamaması halinde alınacak bir cezadır. Dolayısıyla geçici kabul sırasında saptanan eksiklikler, işin süresinde bitirilmemesi anlamına gelmediğinden bu eksikliklerin verilen sürede giderilmemesi durumunda sözleşmede öngörülen gecikme cezasının belli bir oranı kadar ceza uygulanacaktır. Kabul Heyetinin takdirindeki bu oranın da kanaatimizce geçici kabul tutanağında gösterilmesi zorunludur

TBK m. 179 cezai şartın uygulanması durumunu “Bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir.” şeklinde açıklamaktadır. TBK m. 180’de ise “Alacaklı hiçbir zarara uğramamış olsa bile, kararlaştırılan cezanın ifası gerekir. Alacaklının uğradığı zarar kararlaştırılan ceza tutarını aşıyorsa alacaklı, borçlunun kusuru bulunduğunu ispat etmedikçe aşan miktarı isteyemez.” hükmü verilmiştir. Verilen maddenin yorumundan alacaklının uğradığı zararı kesilen ceza tutarı karşılamaya yetmiyorsa ispat dâhilinde aşan miktarın talep edilebileceği anlaşılmaktadır. Bu noktada yükleniciye uygulanacak günlük gecikme cezasının bir ceza olarak mı yoksa götürü bir tazminat olarak mı uygulanması gerektiği gündeme gelmektedir.

götürü tazminat ile cezai şartın birbirinden ayırt edilmesinin eskiden beri üzerinde durulan bir husus olduğu uygulamada ceza koşulu ile götürü tazminatın birbirinden ayırt edilmesinde sıkıntılar yaşandığını aktarmaktadır.ceza koşulunun kanun koruyucu tarafından düzenlendiğini, götürü tazminata ilişkin bir düzenleme getirilmediğini, iki anlaşmanın ayırt edilmesinde ve yargı kararlarında tam olarak bir görüş birliğine varılamadığını belirtmektedir.

Örneğin, Yargıtay işi zamanında teslim etmeyen yüklenicinin gecikme süresine bağlı olarak belirli bir meblağ ödemeyi üstlendiği kayıtları bazı kararlarında ceza koşulu, bazılarında ise götürü tazminat (kira tazminatı ifadesi altında) olarak nitelendirmektedir.  Bunun yanında, Yüksek Mahkemenin bazı kararlarında götürü tazminatın amacı bakımından da -bu amacın tazminat tehdidiyle borçluyu ifaya zorlamak olduğunu ifade etmek suretiyle- yerinde olmayan değerlendirmelerde bulunduğu görülmektedir (Y.15. HD, E.2011/515, K.2011/7200, T.6.12.2011; Y.23.HD, E.2014/5423, K.2014/6515, T.22.10.2014

Yargıtay 11. HD E:2003/8790, K:2004/3622, T:06.04.2004 “Somut olayda hem zarar hem de cezai şart birlikte istenmiş olup, mahkemece, BK.nun 159/2(Yeni TBK 180/2). maddesi hükmü gereğince davalının cezai şart ile birlikte zararın da tazmininin istenemeyeceğine ilişkin savunması değerlendirilmemiştir. O halde mahkemece davalının bu savunması üzerinde durulup sonucuna göre karar vermek gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.”

cezai şart ve götürü tazminat ayrımının uygulamada henüz sağlıklı şekilde yapılamadığı anlaşılmaktadır. KİK kapsamında ihale edilen işler için gecikme cezasının götürü tazminat olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği hususunda kesin bir yargıya varmanın güç olması sebebiyle bu konunun başka bir çalışma kapsamında değerlendirilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir. Bu durumda KİK kapsamında uygulanan gecikme cezasının uygulama esaslarına ilişkin irdelemeye devam edilecektir.

Kamu İhale Kurumu’nun değinilen karar metni (Kamu İhale Kurumu 13.04.2016 tarihli ve 2016/DK.D-59 karar) içerisinde; Sayıştay Temyiz Kurulu’nun yapım işi sözleşmesinde gecikme cezasının hesaplanmasıyla ilgili aldığı 19.11.2013 tarihli ve 37932 tutanak no.lu kararına atıfta bulunarak, gecikme cezasının iş artışı hariç bedel üzerinden kesilmesi gerektiğine hükmedildiği belirtilmiş olup; mal alımı, hizmet ve danışmanlık hizmetleri ile yapım işlerine ilişkin sözleşmelerde, gecikme cezasının hesaplanmasında sözleşme bedeli olarak ilk sözleşme bedelinin esas alınması gerektiği yönünde karar verilmiştir. Bu durumda hem Sayıştay Temyiz Kurulu hem de Kamu İhale Kurulu gecikme cezalarının iş kapsamında yapılan iş artışı ve eksilişleri dikkate alınmaksızın uygulanacağını hüküm altına almışlardır.

Gecikme cezalarının uygulanması hususuna dönecek olursak, KİSK m.7 (n) bendinde gecikme halinde alınacak cezaların sözleşmede yer alması zorunlu tutulmuştur. YİGŞ 29’uncu maddesi “İşin, sözleşmesinde belirlenen zamanda tamamlanıp geçici kabule hazır hale getirilmemesi durumunda, gecikilen her gün için sözleşmesinde öngörülen günlük gecikme cezası uygulanır.” şeklinde gecikme cezasını hüküm altına almaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!