İş ortaklığını oluşturan tüm kişilerin davalarda taraf olarak gösterilmesi gereklidir

iş ortaklığı

İş ortaklıkları ve konsorsiyumlar özel hukuk açısından esas itibariyle Borçlar Kanunu’nun 620 ve müteakip maddelerindeki hükümlere tabi bir adi ortaklıktır. İş ortaklığı için mevzuatımızda ortak girişim ya da müşterek iş ortaklığı şeklinde kullanımın yapıldığı da bilinmektedir. Fakat KİK mevzuatında İş Ortaklığı ve Konsorsiyum tanımının Ortak girişim, iş ortaklığından daha geniş bir kavram olup, iş ortaklığı ortak girişimin özel bir türüdür

İş ortaklığı tanım olarak, birbirinden hukuken ve iktisaden bağımsız iki veya daha fazla firmanın, belirli bir işi ortaklaşa gerçekleştirmek için, belirli bir süre dâhilinde, kaynaklarını birleştirerek ve bir araya gelerek kar etmek maksadıyla oluşturdukları, birlikte yönettikleri aynı zamanda müteselsilen ve müştereken sorumluluk altına girdikleri hukuki bir yapıdır. Keza Yargıtay’ın ilgili kararında ortaklığı oluşturan tüm kişilerin davada taraf olarak gösterilmesi gerektiği, ortak girişimin bir adi ortaklık olduğu hüküm altına alınmıştır.

KİK m. 14 altında Ortak Girişim türleri olarak İş Ortaklığı  ve Konsorsiyum detaylı olarak ele alınmaktadır. Madde kapsamında “Ortak girişimler birden fazla gerçek veya tüzel kişi tarafından iş ortaklığı veya konsorsiyum olarak iki türlü oluşturulabilir. İş ortaklığı üyeleri, hak ve sorumluluklarıyla işin tümünü birlikte yapmak üzere, konsorsiyum üyeleri ise, hak ve sorumluluklarını ayırarak işin kendi uzmanlık alanlarıyla ilgili kısımlarını yapmak üzere ortaklık yaparlar.” denilerek iş ortaklığında üyelerin işin tamamından konsorsiyumlarda ise mesul olunan iş kısmı bakımından sorumlu olunacağı belirtilmiştir. Dolayısıyla iş ortaklığı ile konsorsiyumların birbirinden ayrıldıkları temel nokta taahhüt edilen işle ilgi olarak müteselsil sorumluluğa sahip olunup olunmadığıdır.

Yargıtay 9. HD 2007/24539 E. ve 2008/176 K. “Mahkemece, bilirkişi raporu esas alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dosya içerisinde bulunan 23/07/2012 tarihli Parke Yol Yapım İşine ait sözleşmenin incelenmesinde, sözleşmenin Belediye … Müdürlüğü ile … Ticaret İş Ortaklığı arasında imzalandığı anlaşılmıştır. Bu itibarla davalı ile dava dışı ticari işletme arasındaki ilişkinin adi ortaklık niteliğinde bulunduğu ve ihale konusu işi adi ortaklık olarak aldıklarının kabulü gerekir. Adi ortaklıkta, ortaklığın tüzel kişiliği bulunmadığından salt adi ortaklık olarak husumet ehliyeti bulunmadığı gibi ortaklardan sadece birinin dava açma hak ve yetkisi ya da birine karşı dava açılması da mümkün bulunmamaktadır. Bir başka anlatımla, adi ortaklık şeklinde yürütülen iş ve işlemlerden dolayı oluşacak olan uyuşmazlıklar sonunda açılacak olan davada, ortaklığı oluşturan tüm kişilerin davada taraf olarak gösterilmesi zorunludur. Dava konusu olayda, yapılacak iş, davalı ve dava dışı ticari işletme tarafından adi ortaklık olarak üstlenilmiş olduğundan davalı yanında diğer ortak olan Hafriyet Elektrik Taahhüt Ticaretin de davada taraf olarak yer alması gerekir. Mahkemece değinilen bu yön gözardı edilerek, adi ortaklığı oluşturan diğer işletmenin davaya katılımı sağlanmadan işin esası incelenerek yargılamaya devam edilip yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!